Iyi Usul ve Tatbikin Memnun Edici Neticelerini Vatandas
Hiç Bir Isde Vergi Mevzuu Kadar Hassasiyetle Takdir Etmez

           K .ATATÜRK
MALATYA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI
Web Sitesine Hoşgeldiniz
 

 

 

  Ana Sayfa Hizmet Birimlerimiz Mevzuat Toplam Kalite Yönetimi Vergi Takvimi E-Kütüphane
  İstatistik İhale ve Satış İlanları Etkinlikler Vergi Rekortmenleri Faydali Linkler İletişim

                               
 

          SMF'nin Ana Unsurları Şunlardır;

 

          Sermayeden ziyade şahsi çalışmaya, bilimsel veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanması ,( SMF'de sermaye unsurunun hakim olmaması gerekir. Mesleğin tipik özelliği şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye ve ihtisasa dayanması olduğundan sermaye unsurunun varlığı yapılan çalışmaya ticari nitelik kazandırır.)

          Faaliyetin ticari özellikte olmaması , (Diş hekimliği faaliyeti ticari bir organizasyon çerçevesinde ve ticari şekilde işletilen bir sermaye şirketi marifetiyle yerine getiriliyor ise bu durumda elde edilen kazanç serbest meslek kazancı değil, kurum kazancı olarak değerlendirilecektir.)

          Bir işverene tabi olmaksızın kişisel sorumluluk altında, kendi nam ve hesabına yapılması , ( Eğer Faaliyet bir işverene bağlı olarak , işverenin gösterdiği yerde ve işyerindeki hiyerarşi içerisine dahil olarak yapılıyorsa, o faaliyetten elde edilen gelir ÜCRET olarak vergilendirilecektir.)

          Devamlılık unsuru taşıması ,( Devamlılık unsurunu gösteren emareler şunlardır. Muayenehane açılması, çalışılan yere tabela asılması, ilanlar verilmesi, mesleki kuruluşlara kaydolunması. Devamlı olarak yapılmayan SMF arızi kazanç olarak vergilendirilir.) ( Arızi Kazançlarda İstisna 2005; 13.000 ytl, 2006; 14.000 ytl )

          Serbest meslek faaliyetinin varlığından söz edebilmek için gerçekleştirilen faaliyetin yukarıda sıraladığımız dört unsuru taşıması gerekmektedir.

 

          Örnek: Bir diş doktorunun faaliyeti sonucu elde edeceği kazanç, serbest meslek kazancı iken; aynı doktorun porselen diş imal ederek satması sonucu elde edeceği kazanç, ticari kazançtır .(Diş protezciliğinden elde edilen kazançlar ticari kazançtır. 4842 sayılı kanun ile GVK 37/ 7 maddesi uyarınca 01.01.2004'ten itibaren)

          Diğer yandan, serbest meslek faaliyetinin yanında başka bir iş veya görev ile devamlı olarak uğraşılması, mesleki faaliyetin özelliğini değiştirmez.

          Örnek: Bir hastanede hizmet sözleşmesine bağlı olarak yarım gün çalışan bir diş hekiminin hastaneden elde ettiği gelir ücrettir. Bu kişinin öğleden sonra muayenehanesinde hasta kabul etmesi halinde ise elde ettiği gelir serbest meslek kazancı olmaktadır.

          Serbest meslek faaliyeti münferit olarak yapıldığı gibi , Kollektif, Adi Komandit ve Adi Şirket kurmak suretiyle de yapılabilmektedir. GVK 66. maddesine göre bu şirketlerce yapılan SMF sonucu elde edilen gelir de, SMK olarak kabul edilmiştir.

 

SERBEST MESLEK ERBABLARININ MÜKELLEFİYETLE İLGİLİ ÖDEVLERİ:

 

          a-İşe Başlamayı Bildirme:

          Vergi Usul Kanununun 153'ncü maddesinin ikinci bendine göre, kurumlar vergisi mükellefleri ile serbest meslek erbapları , işe başladıklarını, bağlı bulundukları vergi dairesine bildirmek zorundadırlar. Söz konusu bildirimin ise aynı Kanununun 168'nci maddesine göre, işe başlama tarihinden itibaren 10 gün içinde kendilerince veya 1136 sayılı Avukatlık Kanununa göre ruhsat almış avukatlar veya 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış meslek mensupları tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir.

          b-Değişiklikleri Bildirme:

          Serbest meslek erbabları işe başlamanın haricinde, adres değişiklikleri ve işi bırakma bildirimlerini VUK' nun 168. maddesi hükmü gereğince, bildirilecek olayın vukuu tarihinden itibaren 1 ay içinde kendilerince veya 1136 sayılı Avukatlık Kanununa göre ruhsat almış avukatlar veya 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış meslek mensupları tarafından yerine getirilmesi gerekmektedir.

          c-Defter Tutma:

          Vergi Usul Kanununun “Defter Tutacaklar” başlıklı 172'nci maddesinde serbest meslek erbablarına da yer verilmiştir.

          Aynı Kanunun 210'ncu maddesinde ise serbest meslek erbabının serbest meslek kazanç defteri tutacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre serbest meslek erbabları kazançlarını serbest meslek kazanç defterine istinaden tespit ederler.

          Genel kural bu olmakla birlikte, serbest meslek erbabı olan hekimler, VUK' nun 210'ncu maddesinin son fıkrasına göre isterlerse protokol defteri tutabilirler, bu halde, serbest meslek kazanç defteri tutmalarına gerek bulunmamaktadır.

          Serbest meslek erbabının tutacağı serbest meslek kazanç defterlerinin VUK' nun 220'nci maddesine göre tasdik ettirilmesi gerekmektedir. Yine aynı kanun maddesinde hekimler tarafından protokol defteri tutulması halinde bu defterin de tasdik ettirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

          Vergi Usul Kanunun 221'nci maddesinde “tasdik zamanı”na ilişkin süreler aşağıda belirtilmiştir:

          1. Öteden beri işe devam etmekte olanlar defterin kullanılacağı yıldan önce gelen son ayda;

          2. Hesap dönemleri Maliye Bakanlığı tarafından tespit edilenler, defterin kullanılacağı hesap döneminden önce gelen son ayda;

          3. Yeniden işe başlayanlar, sınıf değiştirenler ve yeni bir mükellefiyete girenler işe başlama, sınıf değiştirme ve yeni mükellefiyete girme tarihinden önce; vergi muafiyeti kalkanlar, muaflıktan çıkma tarihinden başlayarak on gün içinde;

          4. Tasdike tabi defterlerin dolması dolayısıyla veya sair sebeplerle yıl içinde yeni defter kullanmaya mecbur olanlar bunları kullanmaya başlamadan önce.

          İşe başlama, değişiklikleri bildirme, defter tutma ve tasdik ettirme gibi ödevlerin yerine getirilememesi halinde VUK 352. maddesi hükmü gereğince I. derece usulsüzlük cezasının uygulanması gerekecektir. 2006 için bu ceza tutarı 46-YTL olup, bu ceza, usulsüzlük fiilinin re'sen takdir nedenini gerektirmesi halinde 2 kat olarak uygulanacaktır.

          d-Serbest Meslek Makbuzu ve Fatura Düzenleme:

          Diş hekimliği mesleğini ticaret şirketleri marifetiyle yerine getirenler bu hizmetleri karşılığında fatura düzenlemek zorundadırlar. Serbest meslek erbabları ise, VUK' nun 236'ncı maddesi hükmüne göre, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilâtları için iki nüsha serbest meslek makbuzu tanzim etmek ve bir nüshasını müşteriye vermek, müşteride bu makbuzu istemek ve almak mecburiyetindedir.

          Fatura ya da serbest meslek makbuzunun düzenlenmemesi veya belgede olması gerekenden daha düşük bir meblağa yer verilmesi durumunda ise, aynı kanununun 353. maddesine göre her bir belge için 129 YTL özel usulsüzlük cezası kesilecektir.

          f-Muhafaza ve İbraz Ödevi:

          Serbest meslek erbabları tutacakları defterler ile düzenleyecekleri belgeleri, ilgili bulundukları yılı takip eden takvim yılından başlayarak 5 yıl süre ile muhafaza etmek ve süresi içinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmek zorundadırlar. VUK Mük. 355/1. maddesine göre 2006 yılı için bu ödevin yerine getirilmemesinin cezası 1.290 YTL dir. Özel usulsüzlük cezası kesilmesine rağmen mecburiyetleri yerine getirmeyenlere yeniden süre verilerek bu mecburiyetleri yerine getirmeleri tebliğ olunur. Verilen sürede bu mecburiyetlerin yerine getirilmemesi halinde yukarıda yazılı özel usulsüzlük cezası bir kat artırılarak uygulanır.

          g-Vergi Levhası Asma Yükümlülüğü:

          VUK' nun 5'nci maddesi hükmüne göre, gelir vergisi mükellefleri ile sermaye şirketleri her yıl Mayıs ayının son gününe kadar vergi tarhına esas olan kazanç tutarları ile bunlara isabet eden vergi miktarlarını gösteren levhayı merkezlerinin veya şubelerinin görülen bir yerine asmak zorundadırlar. Bu zorunluluğa uyulmamasının müeyyidesi ise VUK' nun 353/4 maddesine göre, her tespit için 2006 yılında 129,00 YTL özel usulsüzlük cezasının kesilmesini gerektirmektedir.

SERBEST MESLEK KAZANCININ TESPİTİ:

          Serbest Meslek kazancı, tahsil olunan hasılattan yapılan giderlerin düşülmesi suretiyle gerçek usulde tespit edilir. Gerçek usulde SMK , SMK Defteri üzerinden tespit edilir. Defterin sol tarafına giderler, sağ tarafına da gelirler tarih sırasına göre kaydedilir. Aradaki Fark SMK'dır.

SERBEST MESLEK KAZANCINDA HASILAT;

          Serbest Meslek Kazancında hasılatın elde edilmesi TAHSİLAT ESASINA bağlanmıştır. Dolayısıyla hizmet tamamlanmış olsa dahi, bedel eğer tahsil edilmemişse SMK doğmamış olacaktır. Buna karşın tahsilatın cari yıla, geçmiş yıllara veya gelecek yıllara ait olup olmadığına bakılmaksızın tahsilatın yapıldığı yılın geliri sayılır ve belgesi (SMM) düzenlenir.

          GVK 67. maddesine göre, nakten tahsil edilmemiş olsa dahi şu durumlarda tahsil hükmündedir.

          1. haberi olması şartı ile, namlarına kamu müesseselerine, icra dairesine, bankaya, notere veya postaya para yatırılması;

          2. Serbest meslek kazancı olarak doğan alacağın başka bir şahsa temliki (temlikin ivazlı olup olmadığına bakılmaz. İvazlı temliklerde ivazın tahsil şartı aranmaz) veya müşterisine olan borcu ile takası; Tahsil hükmündedir.

          KDV Yönünden Özellik Arz Eden Durum: Asgari ücret tutarı belirlenmiş (yani tarifesi belirlenmiş) hasılat tutarlarının fiilen tahsil edilmemesi veya düşük tahsil edilmesi durumunda ; KDV 27. maddesi hükmü uyarınca, emsal bedel (asgari ücret tarifesi) matrah olarak esas alınacak ve KDV hesaplanacaktır. Bu yapılmadığı takdirde durumun incelemede tespit edilmesi halinde cezalı tarhiyatla karşılaşılacağı unutulmamalıdır.


MESLEKİ KAZANCIN SAPTANMASINDA İNDİRİLECEK GİDERLER;

          1- Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderler:

          Gelir Vergisi Kanunu'nun 68'nci maddesinin 1 numaralı bendinde; mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen genel giderlerin serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak hâsılattan indirilebileceği hüküm altına alınmıştır. 5035 sayılı Kanun'un 13'ncü maddesiyle yapılan değişiklik sonrası serbest meslek kazancından indirilebilecek genel giderleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

          a-) İşyeri kirası,

          b-) Aydınlatma, ısıtma ve telefon giderleri,

          c-) Serbest meslek faaliyetiyle ilgili şehir içi ulaşım, posta, telgraf ücretleri gibi müteferrik giderler,

          d-) Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için gerekli diğer giderler,

          1.a -İşyeri kirası:

          Gelir Vergisi Kanunu'nun 68'nci maddesinin 1 numaralı bendinin parantez içi hükümde;

          İkametgâhlarının bir kısmını işyeri olarak kullananların, ikametgâh için ödedikleri kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma gibi sair masrafların yarısını gider olarak indirebilecekleri,

          İşyeri kendi mülkü olanların kira yerine amortismanı, ikametgâhı kendi mülkü olup bunun bir kısmını işyeri olarak kullananların amortismanın yarısını gider yazabilecekleri belirtilmiştir.

          Parantez içi hükmün daha iyi anlaşılabilmesi için aşağıda birkaç basit örnek verilmiştir.

          Örnek: Diş hekimi Bay B, hem ikamet etmek hem de serbest meslek faaliyetini icra etmek için ayda 450,00 YTL'ye bir apartman dairesini tutmuştur. Söz konusu işyerinin aydınlatılması ve ısıtılması için yapılan gider tutarı ayda 90,00 YTL dir. Bu durumda gerçekleştirilen aylık kira ödemesinin tamamını yani 450,00 YTL, aydınlatma ve ısıtma giderlerinin de yarısını yani 45,00 YTL Tutarındaki miktarını gider olarak yazılabilecektir.

          Örnek: Diş hekimi Bayan C, kendi mülkü olan ve ikamet ettiği apartman dairesinin bir bölümünü muayenehane olarak kullanmaktadır. Ayrılmış olan amortisman tutarı 900,00 YTL dir. Bu durumda bayan C'nin amortisman tutarının yarısı gider olarak kabul edilmektedir. Kişinin aynı işyeri ile ilgili olarak aydınlatma ve ısıtma giderlerinin de bulunması durumunda bunlarında yarısının gider olarak yazılabileceği bir önceki örnekte de belirtilmişti.

          İşyerinin kira ile tutulması durumunda serbest meslek kazancının tespitinde kira bedelinin gider yazılabilmesi için ödenmiş olması şarttır. Kira bedeli hangi dönemde ödenmiş ise o dönemde gider yazılabilir. Gelecek dönemlere ait ödenen kira bedellerinin peşin ödenmesi halinde ödenen kira bedelinin tamamı ödendiği yılda gider yazılabilir. Gelecek dönemlere ait kirası peşin ödenen işyerinden sözleşmede belirtilen süreden önce boşatılarak peşin ödenen kiranın bir kısmının geri alınması durumunda alınan kira bedeli alındığı yıla hâsılat olarak kaydedilir.

          Örnek: Diş hekimi Bay D bir muayenehane açmak amacıyla kiraladığı daire için 2004 ve 2005 t.yılları kirası olarak toplam (3.000 + 6.600 ) = 9.600,00 YTL peşin ödemiştir. Fakat 23.03.2005 tarihinde muayenehanesini kapatmak zorunda kalmış ve mülk sahibinden 4.950,00 YTL peşin ödediği kira bedelini geri almıştır.(Burada 2005 yılının aylık kira tutarı 6.600/12=550,00 YTL'dir. Kiralanan işyeri 9 ay önceden boşaltıldığı için kullanılmayan döneme ilişkin bedel 550*9 = 4.950,00 YTL olarak hesaplanacaktır.) Bu durumda Diş hekimi Bay D'nin aldığı 4.950,00 YTL 2005 yılında hasılat olarak kaydedilecektir.

          İşyerinin serbest meslek erbabının mülkiyetinde bulunması ve tamamen işyeri olarak kullanılması halinde işyerine ait amortismanın tamamı gider yazılır. Serbest meslek erbabının mülkiyetinde bulunan bu yerin hem işyeri hem mesken olarak kullanılması halinde amortismanın yarısı gider yazılır.

          Serbest meslek faaliyeti bir ortaklık halinde ve ortaklardan birine ait binada yürütülüyorsa, binanın sahibi ortağa ödenen kira bedelinin tamamı gider yazılabilir. Eğer kira ödenmiyor ise işyerinin emsal kira bedelinin tespit edilmesi ve bu miktarın gayrimenkulün sahibi ortak yönünden gayrimenkul sermaye iradı sayılması ve serbest meslek faaliyeti yönünden de gider yazılması gerekir.

          Gelir Vergisi Kanununun 73'ncü maddesinde; kiraya verilen mal ve hakların kira bedelinin emsal kira bedelinden düşük olamayacağı bedelsiz olarak başkalarının kullanımına bırakılan mal ve hakların emsal kira bedelinin bu mal ve hakların kirası sayılacağı belirtilmiştir. Binalarda emsal kira bedeli, varsa, yetkili özel makamlarca veya mahkemelerce saptanmış kiradır. Yetkili özel makam veya mahkeme, kira mevzuatına göre kira takdir veya tespit etmeye yetkili makamlardır. Böyle bir makam yoksa emsal kira bedeli, Vergi Usul Kanununun 268. maddesine göre belirlenen vergi değerinin %5'idir.

          Gelir Vergisi Kanununun 73'ncü maddesinin ikinci fıkrasında ise emsal kira bedeli uygulamasında gayrimenkullerin mal sahiplerinin usul ve fürunun veya ikametine tahsis edilmesi veya muhafazası için başkalarının ikametine bırakılması halinde emsal kira bedelinin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Ancak aynı gayrimenkulün işyeri olarak kullanılması halinde emsal kira bedeli uygulanacaktır.

          Örnek: Diş hekimliği mesleği ile uğraşan Bay A, babasına ait bir gayrimenkulü işyeri olarak kullanmaktadır ve nakden ya da hesaben bir kira ödemesinde bulunmamaktadır.

          Burada diş hekimi Bay A'nın babasına ait gayrimenkulü işyeri olarak kullanması ve nakden ya da hesaben bir ödemede bulunmaması nedeniyle, bir başka ifade ile işyeri kirası karşılığı olarak hesaplarında gider göstermemesi halinde söz konusu gayrimenkulün emsal kira bedelinin tevkifata tabi tutulmaksızın babası tarafından elde edilmiş gayrimenkul sermaye iradı olarak yıllık beyanname ile beyan edilmesi gerekmektedir.(Maliye Bakanlığının 30.09.1991 tarih ve 2282509–139/06853 sayılı özelgesi)

          1.b- Aydınlatma, ısıtma ve telefon giderleri:

          Gelir Vergisi Kanunu'nun 68'nci maddesinin 1 numaralı bendi kapsamında mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen aydınlatma, ısıtma ve telefon giderleri de serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirilebilecektir. Bu doğrultuda konu ile ilgili özellik arz eden bazı durumlar aşağıdaki gibidir.

          Mesken ve işyerlerinin bir arada bulunması halinde işyerinin aydınlatılması ve ısıtılması için ödenen (havagazı, doğalgaz, elektrik vb.) giderlerin yarısı hâsılattan indirim konusu yapılabilir.

          Mesken ve işyerlerinin bir arada kullanılması halinde serbest meslek faaliyetlerinin yapılmasında kullanılan telefona ait giderlerin yarısı hâsılattan indirim konusu yapılabilir.

          Serbest meslek kazancının elde edilmesi, idamesi ile açık ve doğrudan bir bağın bulunması, yapılan işin mahiyetine uygun olması ve iş hacmi ile münasip bulunması halinde özel araç ve cep telefonlarına ilişkin giderlerin de indirimi mümkündür. (Özel mahiyette yapılan konuşma ücretlerinin gider olarak değerlendirilmesi söz konusu değildir.)

          1.c- Serbest meslek faaliyetiyle ilgili şehir içi ulaşım, posta, telgraf ücretleri gibi müteferrik giderler:

Gelir Vergisi Kanunu'nun 68'inci maddesinin 1 numaralı bendi hükmü kapsamında; serbest meslek faaliyetiyle ilgili olmak kaydıyla şehir içi ulaşım, posta, telgraf ücretleri gibi müteferrik giderler hâsılattan indirilebilecektir.

          2- Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatındaki iaşe (yiyecek) ve ibate (barınma) giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı ile 27'nci maddede yazılı giyim giderleri.

          Gelir Vergisi Kanunu'nun 68'inci maddesinin 2 numaralı bendinde; Hizmetli ve işçilerin iş yerinde veya iş yerinin müştemilatındaki iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı ile 27'nci maddede yazılı giyim giderlerinin serbest meslek kazancının tespitinde hâsılattan indirilebileceği belirtilmiştir.

          Ayrıca aynı maddenin parantez içi hükmünde ise; bu primlerin ve aidatın geri alınmamak üzere Türkiye'de kâin sigorta şirketlerine veya emekli ve yardım sandıklarına ödenmiş olması ve emekli ve yardım sandıklarının tüzel kişiliği haiz bulunmaları şart koşularak hizmetli ve işçiler için ödenen sigorta primleri ve emekli aidatlarının ödenmesi hususunda açıkça belirleme yapılmıştır.

          3- Mesleki faaliyetle ilgili seyahat ve ikamet giderleri:

          Serbest meslek erbabının Gelir Vergisi Kanunu'nun 68'nci maddesinin 3 numaralı bendi hükmü uyarınca; mesleki faaliyetiyle ilgili ve seyahat amacının gerektirdiği süre ile sınırlı olmak kaydıyla seyahat ve ikamet giderleri hâsılattan indirilir. Bahse konu giderler ise; nakil vasıtalarına ödenen ücretler ile otel, lokanta, şehir içi ulaşım vb. nitelikteki masraflardır.

          Hem şehirlerarası otobüs hem tren hem uçak hem de kendi aracı ile gitme imkânı olan bir yere gidilecek vasıtayı seçmek mükellefe aittir. Ancak; şehirlerarası mesafelere başka ulaşım aracı varken, şehir içi taksi ile gidilmesi gider olarak kabul edilmez. Şehir içinde ise mesleki faaliyetle ilgili yapılan tüm ulaşım giderleri, gider kabul edilerek hâsılattan indirilebilir. İkamet edilen mekânın otel, pansiyon, vb. olması, giderin kalınan yerin niteliğine göre farklı olması mükellefin ihtiyarındadır. Tüm harcamaların VUK hükümleri çerçevesinde belgelendirilmesi gerekir.

          Örnek: Çene cerrahı olmasına karşın, göz mütehassıslarını ilgilendiren Oftomoloji kongresine katılmak amacıyla ABD'ne giden mükellef, bu amaçla yapmış olduğu giderlerini dönem kazancının tespitinde indirim konusu yapması mümkün değildir.”

            4- Mesleki faaliyette kullanılan tesisat, demirbaş eşya ve envantere dahil taşıtlar için Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanlar :

          Gelir Vergisi Kanunu'nun 68'nci maddesinin 4 numaralı bendi uyarınca; Mesleki faaliyette kullanılan tesisat, demirbaş eşya ve envantere dâhil taşıtlar için VUK hükümlerine göre ayrılan amortismanlar gider olarak hâsılattan indirilebilir.

          İkametgâhın aynı zamanda işyeri olarak kullanılması halinde, hem işte hem de ikametgahta kullanılabilecek tesisat ve demirbaşın amortismanlarının yarısı gider yazılabilir. Söz konusu tesisat ve demirbaşlar sadece işte kullanılabiliyorsa amortismanların tamamı gider yazılır.

          Gelir Vergisi Kanunu'nun 68/4'üncü maddesinin parantez içi ifadesinde ise; amortismana tabi iktisadi kıymetlerin elden çıkarılması halinde VUK' un 328.'nci maddesine göre hesaplanacak zararların da gider yazılabileceği hüküm altına alınmıştır. Yani satılan tesisat ve demirbaşların karşılığında alınan bedel ile bunların envanter defterlerindeki kayıtlı değerleri arasındaki menfi fark gider olarak yazılabilecektir.

          Ayrıca Gelir Vergisi Kanunu'nun 68'inci maddesinin 4 numaralı bendinde serbest meslek erbabının envantere dâhil olan binek otomobillerinin giderlerini ve VUK hükümlerine göre ayrılan amortismanlarını gider olarak hasılattan indirmelerine imkan tanımıştır. Bu nevi giderlerin hasılattan indirilebilmesi için söz konusu binek otomobillerinin envantere dahil edilmesi şarttır.

          ÖZELLİKLİ DURUM: “Katma Değer Vergisi Kanununun 30 ve 58. maddelerine göre, satın alınan binek otomobillerinin alış belgelerinde gösterilen KDV' nin indirim konusu yapılması mümkün değildir. İndirim konusu yapılamayan KDV' si otomobilin maliyet bedeline ilave edilerek amortisman ayırmak suretiyle gider kaydedilebilecektir.” 01.01.2004 TARİHİNDEN İTİBAREN İSE İLGİLİ DÖNEMDE GVK ‘NUN 68/4. MADDESİNE GÖRE DOĞRUDAN GİDER OLARAK DA DİKKATE ALINABİLİR.

          5- Kiralanan veya envantere dahil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri:

          Gelir Vergisi Kanunu'nun 68'inci maddesinin 5 numaralı bendi ile; serbest meslek erbabı kiralanan veya envantere dâhil olan ve işte kullanılan taşıtların giderlerini serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirebileceği hüküm altına alınmıştır.

          6- Alınan mesleki yayınlar için ödenen bedeller:

          Gelir Vergisi Kanunu'nun 68'inci maddesinin 6 numaralı bendi hükmü uyarınca; serbest meslek erbabı, mesleki faaliyeti ile ilgili olmak üzere aldığı mesleki yayınlar için ödediği bedelleri serbest meslek kazancının tespitinde gider kaydederek hâsılattan indirebilir.

          7- Mesleki faaliyetin ifası için ödenen mal ve hizmet alım bedelleri:

          Gelir Vergisi Kanunu'nun 68'nci maddesinin numaralı bendinde; mesleki faaliyetin ifası için ödenen mal ve hizmet alım bedellerinin serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak hâsılattan indirilebileceği belirtilmiştir.

          Serbest meslek erbabı bir kısım mesleki faaliyetlerini tek başlarına yapamazlar ve başkalarının yardımına ihtiyaç duyarlar .

          Örneğin: Bir doktorun narkozcu, hemşire, başka bir uzman doktor çalıştırması; diş doktorunun protezcilere yaptıkları ödemeler; serbest meslek faaliyetinin gerektirdiği bir ödeme olup gider kaydedilerek hâsılattan indirilir.

          8- Emekli Sandıklarına Ödenen Giriş ve Emeklilik Aidatı ile mesleki teşekküllere ödenen aidat:

          Gelir Vergisi Kanunu'nun 68'nci maddesinin 8 numaralı bendine göre; serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetle ilgili olmak kaydıyla emekli sandıklarına ödedikleri giriş ve emeklilik aidatları bedeller ile mesleki teşekküllere (tabipler odası, mühendisler odası, barolar gibi.) ödediği aidatları serbest meslek kazancının tespitinde gider kaydederek hâsılattan indirebilir.

          9- Mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen meslek, ilan ve reklam vergileri ile iş yerleriyle ilgili ayni vergi, resim ve harçlar.

          Gelir Vergisi Kanunu'nun 68'nci maddesinin 9 numaralı bendinde; mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen meslek, ilan ve reklâm vergileri ile işyerleriyle ilgili ayni vergi, resim ve harçların serbest meslek kazancının tespitinde hasılattan indirileceği hüküm altına alınmıştır.

          10- Mesleki Faaliyetle İlgili Olarak Kanun, İlam ve Sözleşmeye Göre Ödenen Tazminatlar:

          Serbest meslek faaliyeti ile ilgili olarak, kanun, ilam ve mukavelenameye göre ödenen tazminatlar, Gelir Vergisi Kanunu'nun 68'nci maddesinin 10 numaralı bendi uyarınca serbest meslek kazancının tespitinde gider olarak indirilebilir.

          GELİR VERGİSİ KANUNUNUN 89'NCU MADDESİ HÜKMÜNE GÖRE İNDİRİLEBİLECEK GİDERLER (BEYANNAME ÜZERİNDEN İNDİRİLEBİLECEK GİDERLER)

          Gelir Vergisi Kanununun 89'ncu maddesi hükmüne göre, serbest meslek kazancı sahibi mükellefler yıllık beyanname ile bildirecekleri gelirlerden aynı maddede belirtilmiş olan giderleri indirebilme hakkına sahiptirler. Bu indirim hakkından yararlanabilmenin doğal şartı yıllık beyannamede bildirilen bir gelirin bulunmasıdır. Zarar edilmesi halinde indirim söz konusu olmayacaktır. Bahsedilen bu giderler aşağıdaki gibidir:

                    A-HAYAT, SAĞLIK VB SİGORTA PRİMLERİ

          Serbest meslek erbabları yıllık beyanname ile bildirdikleri mesleki kazançlarından, şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, doğum, tahsil gibi şahıs sigorta primleri ile bireysel emeklilik sistemine ödedikleri katkı paylarını indirebileceklerdir.

          İndirilebilecek sigorta primi tutarı yılda; bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları için beyan edilen gelirin %10'unu, bunun dışındaki şahıs sigorta primleri için beyan edilen gelirin %5'ini aşamayacaktır. Ayrıca kanunda sayılan kişilerin tamamı için ödenecek prim ya da katkı payı tutarı toplamı asgari ücretin yıllık tutarını da aşmamalıdır. Asgari ücretin yıllık tutarı 2005 yılı için (488,70 * 12=) 5.864,00 YTL 'dir Sigorta priminin indirilmesinde her iki şart da bir arada aranılacaktır.

          Primin matrahtan indirilebilmesi için, sigorta poliçesinin Türkiye'de kain ve merkezi Türkiye'de bulunan bir sigorta şirketi ile akdedilmiş ve gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olması gerekir.

          Primi ödeyen ve indirimden yararlanacak olan serbest meslek erbabı tam mükellef gerçek kişi olmalıdır.

          Yıl içerisinde ödenen sigorta primlerinin türü şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat, ölüm, kaza, hastalık, sakatlık, doğum, tahsil gibi şahıs sigorta primleri ile bireysel emeklilik sistemine ödedikleri katkı payları olmalıdır.

          Yıllık beyannameye alınmış ücret geliri varsa sigorta priminin matrahtan indirilebilmesi için, sigorta priminin ücretin safi miktarının hesaplanmasında nazara alınarak indirim konusu yapılmamış olması gerekir.

          Örnek: Doktor C, 2005 yılında 100.000,00 YTL serbest meslek kazancı beyan etmiştir. Bu yıl içerisinde Doktor C kendi adına yaptırmış olduğu hayat sigortası için 3.000,00 YTL ve çocuğu adına yaptırmış olduğu sağlık sigortası için ise 2.500,00 YTL ödemiştir

          Örneğimizdeki Doktor C'nin indirebileceği sigorta primlerinin azami tutarını, GVK'nın 89'ncu maddesinin birinci bendinde yer alan diğer tüm şartların sağlandığı varsayımıyla aşağıdaki gibi hesaplayabiliriz.

          • Beyan Edilen Mesleki Kazanç Tutarı :100.000,00 YTL

          • Kazanca Göre İndirilebilecek Azami

          Sigorta Primi (Kazanç * % 5=) : 5.000,00 YTL

          • Asgari Ücretin 2005 Yılı Brüt Tutarına

          Göre İndirilebilecek Azami Sigorta Primi : 5.864,00 YTL

          • Doktor C Tarafından 2005 Yılında Ödenen

          Toplam Sigorta Primi (3.000+2.500=) : 5.500,00 YTL

          Yukarıda yer verilen tutarların tetkikinden de anlaşılabileceği üzere, Doktor C tarafından 2005 yılında ödenen toplam sigorta primleri toplamı olan 5.500,00 YTL, her ne kadar 2005 yılı asgari ücretin brüt tutarından az olsa da, beyan edilen kazancın %5'i olarak hesaplanan 5.000,00 YTL'nin üzerinde olduğundan, Doktor C'nın GVK'nın89/1'nci maddesine göre indirilebilecek azami sigorta primi 5.000,00 YTL olacaktır. Bu tutarı aşan 500,00 YTL ise indirilemeyecektir.

                    B-BAĞIŞ VE YARDIMLARIN İNDİRİMİ.

          Beyanname üzerinden indirim konusu yapabileceğimiz bir diğer unsur bağış ve yardımlardır.

          Gelir vergisi kanunumuzun 89. Maddesi kapsamında mükellefler yıl içerisinde kanunda sayılı kurum ve kuruluşlara yapmış oldukları bağış ve yardımları indirim konusu yapabilmektedirler.

          Bağış ve yardımların indirim konusu yapılabilmesi de bazı esaslara bağlanmıştır;

          Her şeyden önce bağış ve yardım kanunda sayılan kurum ve kuruluşlara yapılmış olmalıdır.

          Kanunda sayılan kurum ve kuruluşlara baktığımızda ise genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler, köyler, kamu yararına çalışan dernekler ve bakanlar kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar karşınıza çıkıyor. Dolayısıyla bunlar dışındaki yerlere yapılan bağış ve yardımların indirim konusu yapılması mümkün değil.

          Belgelendirme şartı: Yapılan bağış ve yardımın bağış makbuzu ile belgelendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla bağış ve yardımların indirim konusu yapılacak ise mutlaka bu indirimimizi bağış makbuzuna dayandırmak zorundayız. Uygulamada bu kapsamdaki dernek ve vakıflar kermes bileti, konser bileti ve benzeri giriş bileti ya da konser biletleri satarak bağış ve yardım topluyorlar. Bu biletlere dayanarak indirim yapmanız mümkün değildir. O bilet olsa bile mutlaka o dernek ya da vakıfça düzenlenmiş olan bağış makbuzunun da olması gerekmektedir.

          Yapılan bağışın gönüllülük esasına dayalı olarak yapılması gereklidir. Bir cebrilik varsa bu bağış ve yardımda bu kapsamda indirim konusu yapılamıyor. Bağış ve yardımlar nakdi olarak yapılabileceği gibi ayni olarak da yapılabilir. Eğer mal olarak bir bağışta bulunmuşsak yada yardımda bulunmuşsak bu malın mukayyet değeri, yoksa, Takdir Komisyonunca tespit edilecek değeri esas alınacaktır.

          Bağış ve yardımlarında indirim hakkı sınırlandırılmıştır. Şöyle ki, yıl içerisinde yapmış olduğumuz bağış yardımlarının beyan ettiğiniz gelirin %5'ine kadar olan miktarını indirim konusu yapabiliyoruz.

          Ancak bazı yerlere yapılan bağış ve yardımlar var ki, bu bağış ve yardımlar % 5 sınırlamasına tabi olmaksızın tamamı indirim konusu yapılabiliyor. Beyan ettiğiniz gelir varsa bu gelir kadar olan kısmı indirim konusu yapabiliyoruz. Eğer okula, sağlık tesisine, öğrenci yurduna, çocuk yuvasına, yetiştirme yurduna, bakım ve rehabilitasyon merkezine veya huzurevine bağış ve yardımda bulunmuşsak gerek bunların faaliyetlerini sürdürebilmesi için, gerekse bunların yenilerinin inşa edebilmesi maksadıyla bu kapsamda yapmış olduğumuz bağış ve yardımların o dönem beyan ettiğimiz gelire kadar olan kısmını indirim konusu yapmanız mümkündür.

          Ancak bu 89. Maddedeki indirimleri uygulamak suretiyle hiçbir zaman zarar yaratılması, ya da mevcut zararın arttırılması mümkün değil. Bir başka deyişle de gelir beyan edilmediği durumda zarar beyan ediyorsanız bu sayılan indirimlerin hiçbirinin yapılması mümkün olmayacaktır

          Belli bir oran ile sınırlanmaksızın indirilebilecek bir diğer bağış ve yardım türü. Fakir fukaranın temel ihtiyaçlarını gidermek üzere kurulmuş bulunan gıda bankacılığı sistemi adı verilen ve sistemde faaliyet gösteren dernek ve vakıflara yapılan, gıda, giyecek ve yakacak malzemelerinin maliyet bedelleri de bağış ve yardımlar kapsamında indirim konusu yapılmaktadır.

                    C-SERBEST MESLEK ERBABININ KENDİSİ YA DA BAKMAKLA YÜKÜMLÜ OLDUĞU KİŞİLERİN ÖZÜRLÜ OLMASI HALİNDE SAKATLIK İNDİRİMİ .

          Özürlü vatandaşların, içinde bulunduğu zor koşulların giderilmesine katkıda bulunmak ve özürlüler ile özürlü olmayanlar arasındaki rekabet eşitsizliğini gidermek amacıyla vergi hukukunda çeşitli düzenlemeler yer almıştır. Bunlardan bir tanesi de gelir vergisi matrahının hesaplanmasında dikkate alınan sakatlık indirimi uygulamasıdır.

          GVK'nın 31'nci maddesi hükmüne göre “Çalışma gücünün asgari %80'ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabı birinci derece sakat, asgari %60'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ikinci derece sakat, asgari %40'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ise üçüncü derece sakat sayılır.

2005 yılı için 1. Derece sakatlar aylık 480,00 YTL, 2. Derece sakatlar aylık 240,00 YTL, 3. Derece sakatların ise aylık 120,00 YTL kadar olan kazançları vergiden istisna edilmektedir. Dolayısıyla bunlar aylık tutarlar olduğu için serbest meslek erbapları açısından on iki ile çarpmak suretiyle indirim konusu yapılabilecektir. Örneğin bir serbest meslek erbabı diş hekimi 1. Derece sakatsa, bir başka deyişle çalışma gücünün % 80'inden fazlasını yitirmişse bu takdirde 480,00 YTL' yi on iki ile çarptığımızda 5.760,00 YTL kazancı vergi dışı kalmaktadır.

          Burada özellik arz eden bir başka husus daha var. Serbest meslek erbabımız kendisi sakat olabildiği gibi bakmakla yükümlü olduğu kişiler arasında sakatlar varsa bunlardan her birisi için yine ayrı ayrı sakatlık indiriminden yararlanabiliyor. Bir serbest meslek erbabının iki çocuğu da sakatsa her bir çocuğu için ayrı ayrı beyan ettiği gelirin az önceki örneğimizde olduğu gibi 5.760 lira iki çocuk olduğu için iki ile çarpılarak 11.520,00 YTL'ye kadar olan kazancı vergi dışı kalabilecektir

                    D-EĞİTİM VE SAĞLIK HARCAMALARININ İNDİRİMİ.

          Beyan edilen gelirin % 10'unu aşmaması, Türkiye'de yapılması ve gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan gerçek veya tüzel kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi şartıyla, mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık harcamalarını beyan ettikleri kazançları üzerinden gider olarak indirmeleri mümkün bulunmaktadır.

          Mükellef kendisine, eşine veya küçük çocuğuna yönelik olarak yıl içerisinde özel eğitim harcamasında bulunmuşsa yada hastalandığı için özel hastanede yatıp özel sağlık harcamasında bulunmuşsa bu harcamaları gelirinin %10'unu aşmaması şartıyla indirim konusu yapabilecektir.

          Örneğin: Bir diş hekiminin beyan ettiği gelir 100.000-YTL'dir. Meslek mensubunun çocuğu eğitimini özel bir kolejde devam ettiriyor. Bu durumda çocuk için bu kapsamda 10.000-YTL' ye kadar özel eğitim harcamasından kaynaklanan giderin doğrudan beyanname üzerinden indirim konusu yapılması mümkün olacaktır. Burada önem arz eden şey; bu harcamaların yurt içinden eğitim hizmetini veren mükelleflerden alınan faturalar ile tevsik edilmesi gerektiğidir.

          Vakıf üniversitelerinde çocuğun okuması halinde; vakıf üniversiteleri genelde kurumlar vergisinden muaf olduğu için bunlardan alınan belgelere istinaden bu indirimden yararlanılması mümkün olmayacaktır. Yada yurt dışı eğitim ve sağlık harcamaları da yine maddede yapılan düzenleme çerçevesinde bu indirim imkanından yararlanamayacaktır.

          Burada dikkat edilecek husus serbest meslek erbabı diş hekimi ücret geliri nedeniyle GVK'nın mükerrer 121 inci madde çerçevesindeki eğitim ve sağlık harcamaları nedeniyle vergi indiriminden yararlanmış ise, aynı harcamalarını bu hükümden yararlanarak gelir vergisi matrahlarının hesaplanmasında indirim konusu yapamayacaktır.


 SERBEST MESLEK KAZANCININ TESPİTİNDE İNDİRİLEMEYECEK GİDERLER:

          Gelir Vergisi Kanunu'nun da serbest meslek kazancının tespitinde indirilemeyecek giderlere ilişkin düzenlemeye sadece indirilebilecek mesleki giderleri tanımlayan 68. maddenin son fıkrasında yer verilmiştir. Söz konusu fıkra hükmüne göre, her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile serbest meslek erbabının suçlarından doğan tazminatlar gider olarak indirilemez. Burada bahsedilen tazminat ödemesinin serbest meslek erbabının şahsi kusuru veya suç sayılan fiillerinden kaynaklanmamış olması gerekmektedir. Aksi halde gider olarak yazılması mümkün bulunmamaktadır.

          a- Basın Yoluyla işlenen Fiillerden veya Radyo ve Televizyon Yayınlarından Doğan Maddi ve Manevi Zararlardan Dolayı Ödenen Tazminat Giderleri

          Gelir Vergisi Kanunu'nun 41 inci maddesine 21.05.2002 tarih ve 24761 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4756 sayılı Kanun'un 28'inci maddesiyle eklenen 9'uncu bent hükmün e göre, “Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğan maddi ve manevi zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri” ticari kazançtan indirilemez.

          41. maddeye ilave edilen bu bent ile gelir vergisi mükelleflerinin medyadaki fiil ve işlemlerinden doğacak maddi ve manevi tazminat ödemelerinin ticari faaliyetle bir ilgisi bulunmadığından kanun koyucu bu şekildeki tazminat ödemelerinin ticari kazançtan indirilmesini kabul etmemiştir.

          b-Her türlü para cezaları, vergi cezaları ve Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler.

9-SERBEST MESLEK KAZANÇLARININ KATMA DEĞER VERGİSİ KARŞISINDAKİ DURUMU

          Katma Değer Vergisi Kanununun 1/1. maddesine göre serbest meslek faaliyeti kapsamında yapılan teslim ve hizmetler katma değer vergisine tabidir.

          KDVK' nun 10. maddesine göre mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, malın tesliminin yada hizmetin yapılmasının vergiyi doğuran olay olduğu, ifade edilmiştir.

          GVK'nın 67. maddesinde, serbest meslek kazancında hâsılatın elde edilmesi tahsil edilme şartına bağlanmış iken, KDVK'nu açısından ise TAHAKKUK esası geçerlidir. Bu durum ise uygulamada bazı tereddütlere sebebiyet verebilmektedir. VUK' nun 239'ncu maddesi hükmüne göre, serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilâtı için serbest meslek makbuzu düzenlemek zorundadır. Bir başka ifade ile serbest meslek makbuzunun düzenlenmesi için temel şart tahsilâtın varlığıdır. Gelir vergisi açısından hal böyle iken, hizmet ifasının yapıldığı, ancak tahsilâtın gerçekleşmediği bir durumda ilgili döneme ilişkin KDV beyannamesinin düzenlenmesinde matrahın tespiti tereddüt yaratmaktadır. Bu sorunun çözümüne yönelik olarak uygulamada iki farklı görüş ortaya çıkmaktadır.

          Bu görüşlerden birincisini savunanlara göre; tahsilât yapılmadığı sürece serbest meslek makbuzu düzenlenmesinin mümkün olmadığından hareketle, hizmet ifasında bulunan serbest meslek erbabının kanuni defterinde o aya ait hizmet bedeline ilişkin olarak hesaplayacağı KDV'yi tahakkuk ettirerek, aynı dönem içinde verilecek KDV beyannamesinde beyana konu etmesi ve doğan verginin ödenmesidir.

          İkinci görüşü savunanlar ise; hizmet verilmesine karşın bedelinin tahsil edilemediği dönemlerde, sadece hizmet bedeli üzerinden hesaplanacak KDV tutarı kadar bir kısım için serbest meslek makbuzu düzenlenmesi ve bu şekilde düzenlenecek serbest meslek makbuzunda gösterilen KDV'nin beyan edilerek ödenmesi gerektiğidir.

          Konuyu bir örnek ile açıklamaya çalışırsak;

          Örnek: Doktor B, faaliyet gösterdiği yerde bulunan bir hastanede 02.03.2006 tarihinde ameliyata girmiş ve aynı gün ameliyatı tamamlamıştır. Ameliyat nedeniyle hastadan 12.04.2006 tarihinde 8.500-YTL ameliyat ücreti almış ve 12.4.2006 tarihi itibariyle serbest meslek makbuzu düzenleyerek serbest meslek kazanç defterine bu tarihte kaydetmiştir.

          Örneğe İlişkin Açıklama: Serbest meslek kazançlarında kazancın hesaplanmasında “tahsil esası” geçerli sayılmıştır. Bu nedenle ameliyat ücretinin tahsil edildiği tarihte (12.04.2006 tarihinde) belgelendirilmesi ve aynı tarihte serbest meslek kazanç defterine kaydedilmesi VUK ve GVK açısından doğru bir uygulama olacaktır.

          KDVK' nun 10. maddesine göre Vergiyi Doğuran Olay mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde; malın teslimi veya hizmetin yapılması anında meydana gelir. Bu hükme göre vergiyi doğuran olay bakımından mal teslimi ile hizmet ifasının yapılması esastır. Buna göre vergi beyanı bakımından vergiyi doğuran olay esas olduğuna göre ameliyat ücreti, 12.04.2006 tarihinde tahsil edilmiş olmasına rağmen KDV açısından vergiyi doğuran olay, ameliyatın yapıldığı 02.03.2006 tarihinde meydana gelmiştir ve söz konusu ücretin Mart 2006 döneminde verilecek olan KDV beyannamesi ile beyan edilmesi gerekir.

SERBEST MESLEK KAZANÇLARINDA GEÇİCİ VERGİ

          Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 120'nci maddesine göre ticari kazanç sahiplerinin yanı sıra serbest meslek erbabları da cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere aynı kanunun mesleki kazancın tespitine ilişkin hükümlerine göre belirlenen ilgili hesap döneminin (üçer aylık) kazançları üzerinden 103'ncü maddede yer alan tarifenin ilk gelir dilimine uygulanan oran üzerinden(%20) geçici vergi ödeyecekleri hüküm altına alınmıştır.

          Hesaplanan geçici vergi (2000/1514 sayılı Kararın 1. maddesiyle değişen ibare) (1.1.2001 tarihinden geçerli olmak üzere) üçer aylık (5035 sayılı Kanunun 48/4-g maddesiyle değişen ibare) dönemi izleyen ikinci ayın 10. günü akşamına kadar bağlı olunan vergi dairesine beyan edilir ve 17. günü akşamına kadar ödenir. Aynı dönem içinde tevkif edilmiş bulunan gelir vergisi (42. maddede belirtilen kazançlardan yapılan tevkifat hariç) hesaplanan geçici vergiden mahsup edilir.

          Ödenecek vergi çıkmasa bile beyannamenin verilmesi zorunludur.

SERBEST MESLEK KAZANÇLARINDA VERGİ TEVKİFATI VE KAZANCIN BEYANI:

 

          Serbest meslek kazançlarında, tevkif suretiyle ön vergilendirme yapılmakta olup nihai vergi ise mükellefin beyanı üzerine tahsil edilmektedir.

          SMK'da ödemeyi yapanlar tarafından GVK 94/2: Mad. Gereği vergi tevkifatı yapılmaktadır. Diş hekimleri için oran %22 ‘dir.

          GVK 94. MADDE - (3946 sayılı Kanunun 22'nci maddesiyle değişen madde Yürürlük: 1.1.1994) Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri , sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları , dernek ler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri , kooperatifler , yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı , zirai kazançlarını bilanç o veya zirai işletme hesabı esası na göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.

          Burada dikkat edilecek husus, serbest meslek faaliyetinin Gelir Vergisi Kanunu'nun 94'üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan kişilere yapılmaması halinde, tevkif suretiyle yapılan bir ön vergilendirmenin olmayacağıdır.

          Serbest meslek erbabı elde ettiği geliri 15 Mart akşamına kadar vereceği yıllık beyanname ile beyan eder ve çıkan vergiyi ise Mart ve Temmuz aylarında olmak üzere iki taksit halinde ödemek zorundadır.

          Kurumlar Vergisi mükellefleri ise kurumlar vergisi beyannamesini, hesap döneminin kapandığı ayı takip eden dördüncü ayın onbeşinci günü akşamına kadar bağlı oldukları vergi dairesine verirler ve aynı ayın son günü akşamına kadar tek seferde ödemek zorundadırlar.

SERBEST MESLEK KAZANCININ HESAPLANMASI İLE İLGİLİ ÖRNEK

          Serbest meslek erbabının 2005 yılı gelirleri aşağıdaki gibidir.

          Bir diş hekimi 09.00-12.00 saatleri arsında çalıştığı hastaneden 25.000.-YTL. ücret geliri elde etmiş, saat 13.00-19.00 saatleri arasında muayenehanesinde hasta kabul ederek 100.000.-YTL hasılat elde etmiştir. Toplam 40.000.-YTL (apartman gideri, malzeme bedeli vb…) kanunen kabul edilen gideri bulunmaktadır. Aynı zamanda diş hekimi 2005 yılında konusu ile ilgili bir kitap yazarak, yayınevine 30.000.-YTL'ye satmıştır. Ayrıca muayenehaneye gelen hastalardan Emrah Bey 29 Kasım 2005 tarihinde altı aylık düzenli muayene ücreti karşılığı olarak 3500 Euro peşin ödemede bulunmuştur. Bu diş hekiminin birde gayrimenkulü olup, yıllık kira tutarı 6.000.-YTL.'dır ve %25 götürü gider indirimini tercih etmiştir. Diş hekiminin 2005 yılı için beyan etmesi gereken tutar aşağıdaki gibi olacaktır.

          Hekimin hastaneden elde etmiş olduğu tevkifatlı ücret tutarı GVK'nın 86/1-b hükmüne göre beyan edilmeyecektir.

          Serbest meslek kazancı olan 100.000.-YTL beyan edilecektir.

          Yapılan 40.000.-YTL gider kanunen kabul edilebilir gider olduğu için hasılattan indirilecektir.

          Hekimin kitap yazarak elde etmiş olduğu 30.000.-YTL. Gelir Vergisi Kanunu'nun 18'nci maddesinde belirtilen istisna kapsamında olduğu için beyan edilmeyecektir.

          29 Kasım 2005 tarihinde alınan 3.500 Euro, serbest meslek kazancında gelirin elde edilmesinde tahsil esası geçerli oluğu için 2005 yılı kazancı sayılacak ve kayıtlara, [Kasım 2005 tarihinde döviz alış kurunun 1,750.-YTL olduğu varsayılmıştır. (3.500 x 1,750 )] = 6.125.-YTL gelir şeklinde alınacaktır.

          Gayrimenkul'den elde edilen kira geliri için beyanname verilecektir (diş hekiminin serbest meslek kazancı dolayısıyla istisnadan faydalanması söz konusu değildir.). %25 oranındaki götürü gider düşüldükten sonra kalan tutar beyan edilecektir.

          Özel muayenehane geliri .............................. 100.000.-YTL

          Yabancı Para Cinsinden Tahsilat .................. 6.125.-YTL

          Giderler ............................................................. (40.000.-YTL)

          Beyan edilecek Serbest Meslek Kazancı............... 66.125.-YTL

          Gayrimenkul sermaye iradı............. 6.000.-YTL

          Götürü Gider (%25) ..................... (1.500.-YTL)

          Beyan Edilecek GMSİ .................................... 4.500.-YTL

          Beyan Edilecek Toplam Kazanç............................... 70.625.-YTL

 

2-DİŞ HEKİMLERİNE YÖNELİK YAPILAN VERGİ İNCELEMELERİNDE KARŞILAŞILAN VE VERGİ KAYIP KAÇAĞINA NEDEN OLAN DURUMLAR:

          Ülkemizde her mükellef grubunda olduğu gibi, diş hekimliği mesleği grubunda da vergiden kaçınma olaylarına rastlanabilmektedir.

          Meslek mensupları elde ettikleri gelirlerini gerçek tutarın altında göstermek ve daha az vergi ödemek için aşağıda belirtilmiş olan uygulamalara sıkça başvurabilmektedirler.

          a-Hastalara konulan teşhis ve yapılan tedaviler sonucu alınan ücretler için ödeme kredi kartı ile yapılırsa mecburen serbest meslek makbuzu düzenlenmekte ancak ödeme nakit olarak yapılırsa belge düzenlememe yoluna gidilebilmektedir.

          b-Hastalara konulan teşhis ile yapılan tedavi ve takılan protezler sonucu istenen ücretlere, hasta tarafından belge istenildiği zaman, ücrete ayrıca %8 KDV eklenmek istenilmesi nedeniyle hastaların büyük çoğunluğunun belge almaktan vazgeçmesi vergi kaybına neden olmaktadır,

          c- Hastalara konulan teşhis ile yapılan tedavi ve takılan protezler sonucu istenen ücretler karşılığında düzenlenen belgeler diş hekimleri odası tarafından belirlenen asgari ücret tarifesinin altında kalabilmekte, bu husus ise katma değer vergisi bakımından vergi kaybına neden olmaktadır,

          d-SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı mevzuatı ve tedavi yönetmelikleri ile bu yönetmeliklere istinaden her yıl bütçe kanununa bağlı olarak yayımlanan diş ve diş ile ilgili tedavi ve protezler için sosyal güvenlik kuruluşu tarafından diş adedine ve ödenecek tutarlara ilişkin sınırlamalar getirilmekte olup, devlet hastanelerinde tedavi edilemeyen ağız ve diş sağlığı ile ilgili tedavi ve protez vakaları özel sağlık kuruluşlarınca yerine getirilmektedir. Burada sorun, sosyal güvenlik kuruluşları tarafından hastanın tedavi edilebilecek diş sayısına ve protez sayısına sınırlama getirilmesinden ve düşük ücret belirlenmesinden dolayı diş hekimi tarafından örneğin 5 diş protezi yapılsa bile 3 diş protezi yapılmış gibi belge düzenlenebilmekte, ayrıca odalar tarafından belirlenen ücretlerin devletin ödemiş olduğu ücretlerden daha yüksek olması nedeniyle eğer yaptırılacak olan tedavi ve protez sayısı fazla ise, hastanın ödeyeceği ücret üzerinden sosyal güvenlik kuruluşundan olan alacak kadar indirim yapılarak belge düzenlenmeme yoluna gidilebilmektedir.

          e-Serbest meslek defteri üzerinden gelir toplamı (yanlışlık yapılmış gibi) eksik hesaplanmakta ve gelir düşürülmek suretiyle vergi kaybına neden olunabilmektedir.

          Gelir yönünden vergi kaybına neden olan uygulamalara değinildikten sonra, konuyu gider yönünden ele alacak olursak, serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetini sürdürürken bir ticari faaliyetin gerektirdiğinden daha az sermayeye ihtiyaç duymaktadır. Çünkü mesleğin icrasında yapılan işler sermayeden ziyade mesleki bilgi ve beceri ile yürütülmektedir. Dolayısıyla meslek mensubunun giderleri genellikle işyerinin ilk kuruluşu aşamasında olmakta, bunun dışında diğer zamanlarda, muayenehane genel giderleri, personel ve ulaşım giderleri dolgu ve ölçü malzemesi giderleri ile diş protezleri ve ilaç giderleri ile sınırlı kalmaktadır. Durum böyle olunca da meslek mensubunun elde etmiş olduğu kazancın büyük bir kısmı safi kar olarak ortaya çıkmaktadır. Bu durumda ise elde edilen karın düşürülmesi ve daha az vergi ödenmesi için giderler yönünden aşağıda belirtilmiş olan yollara başvurulabilmektedir.

          a-Her yıl masa, koltuk, klima, muayenehane demirbaş malzemeleri ile buzdolabı, televizyon, gibi eşyalar alınmış gibi belgeler temin edilmekte ve yapılan incelemeler sırasında bunların muayenehanede kullanıldığı beyan edilmektedir. Oysa fiiliyatta ya bu malzemelerin hiç alınmadığı tespit edilmekte, ya da meslek mensubunun evinde kullandığı eşyaların faturalarının gider kayıtları arasına alındığı görülmektedir.

          b-Çok yüksek tutarlı yemek, yiyecek ve içecek faturaları gider olarak kaydedilebilmektedir.

          c-Meslek mensuplarının büyük çoğunluğu yapılan işin mahiyeti ile mütenasip olmayan benzin, LPG gibi araç yakıt gideri faturası alarak gider kaydedilebilmektedir.

          d-Meslek mensuplarınca bir dönem içinde alımları karşılığında yüklenilmiş olan ve indirim hakkı kazanılan KDV tutarından daha yüksek bir tutarı beyaname üzerinde indirilecek KDV olarak beyan edilerek vergi kaybına neden olunabilmektedir.

          e-Serbest meslek kazanç defteri üzerinde toplam sonuçlarına müdahale ile giderler arttırılabilmektedir.

          f-Diş hekimleri muayenehaneleri vb çalıştıkları yerlere (kira olanlar için) yaptıkları kartonpiyer, jaluzi vb. gibi yapılan ve gayrimenkulün iktisadi kıymetini arttıran giderleri özel maliyet bedeli olarak değerlendirmeden, doğrudan gider olarak dikkate almaları vergi kaybına neden olmaktadır.

          Bu hususla ilgili olarak özel maliyet bedeli hakkında kısa bir bilgi aşağıya alınmıştır.

Özel Maliyet Bedeli

 

          Vergi Usul Kanununun 272'nci maddesi hükmüne göre; “Normal bakım, tamir ve temizleme giderleri dışında, gayrimenkulü genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak maksadıyla yapılan giderler, gayrimenkulün maliyet bedeline eklenecektir.

          Gayrimenkuller kira ile tutulmuş ise, kiracı tarafından yapılan bu giderler bunların özel maliyet bedeli olarak değerlenecektir.

          Özel Maliyet Bedelleri, kira süresi içinde eşit yüzdelerle, yani eşit oranlarla amortisman ayrılmak suretiyle itfa edilir.

          Özel maliyet bedelinin itfasına, gayrimenkulde yapılan değişikliklerin kullanıma hazır duruma gelip aktifleştirildikleri dönemde başlanır.

          Özel maliyet bedelinin kiralanan gayrimenkulün kullanıldığı süre içinde kullanılıp, bu sürenin sonunda kullanma olanağı kalmayacağı için kira süresi içinde itfa edilmesi öngörülmüştür. Özel maliyet bedeli olarak aktifleştirilen giderler dolayısıyla edinilen kıymetler esas olarak gayrimenkullerden ayrı düşünülemeyecek unsurlar olduğu için kira süresinin sonunda ekonomik faydalarının, dolayısıyla da ömürlerinin biteceği kabul edilmiştir.

          Örne: 10.12.2003 yılında üç yıllığına kiralanan bir gayrimenkul eklentiler yapılmak suretiyle muayenehane haline getirilmiştir. Gayrimenkulün muayenehane haline getirilmesi işlemi 10.03.2004 tarihinde bitmiş ve yapılan giderler özel maliyet bedeli olarak aktifleştirilmiştir. Yapılan gider tutarı 1.485,00 YTL'dir.

          Örneğe İlişkin Açıklama : Gayrimenkulün kira süresi 3 yıl olmakla birlikte, üç yıllık sürenin üç aylık kısmı özel maliyet bedeli aktifleştirilmeden geçmiş olduğundan, aktifleştirme tarihinden önce amortisman ayrılması mümkün değildir.

          Amortisman ayrılacak kira süresi (36-3=) 33 aydır. Aylık amortisman tutarı ise (1.485/33=) 45,00 YTL'dir. Günlük amortisman tutarı ise (45/30=)1,50 YTL'dir.

          Buna göre 2004 yılında amortisman ayırma süresinin içinde 9 ay 20 gün olup, ayrılacak amortisman tutarı,

          45,00 YTL* 9 ay = 405,00 YTL

          1,50 YTL*20 gün = 30,00 YTL

          435,00 YTL

          2005 yılındaki kira süresi tam yıl olduğundan ayrılacak amortisman tutarı (45,00 YTL*12 ay =) 540,00 YTL'dir.

          2006 yılındaki kira süresi ise 11 ay 10 gündür. Buna göre ayrılacak amortisman tutarı da şöyle olacaktır.

          45,00 YTL*11 ay = 495,00 YTL

          1,50 YTL*10 gün = 15,00 YTL

          510,00 YTL

          Ayrılan toplam amortisman tutarı;

          2004 yılı için 435,00 YTL

          2005 yılı için 540,00 YTL

          2006 yılı için 510,00 YTL

          1.485,00 YTL olacak ve özel maliyet bedeli tamamen itfa edilecektir.

          g-213 Sayılı VUK' nun 313. maddesine göre; Değeri 01.01.2006'dan itibaren 520,00 YTL' yi aşmayan peştamallıklar ile işletmede kullanılan ve değeri 01.01.2006'dan itibaren 520,00 YTL aşmayan alet, edevat, mefruşat ve demirbaşlar amortismana tabi tutulmayarak doğrudan doğruya gider yazılabilir. İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edenlerde bu had topluca dikkate alınır . Buna göre, yıl içerisinde alınan alet, edevat, mefruşat ve demirbaş için her fatura 520,00 YTL' yi aşmıyor ise gider yazılması, ancak yılsonunda iktisadi ve teknik bütünlük arz eden alışların topluca dikkate alınması ilgili kanun maddesinde belirtilmiş olmasına rağmen, tek seferde gider yazılması nedeniyle vergi kaybına neden olunabildiği görülmektedir.

 

                                                                                                                                                                      07.03.2006

                                                                                                                                                                         MALATYA VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI